Friday, July 31, 2015

Gulen Cemaati Uzerine Roportajim


Betül Soysal Bozdoğan

HANGİ CEMAAT?

‘Cemaat’i nasıl tanımlarsınız?
Hangi cemaat diye sormamız gerekiyor, sohbet toplantılarına katılanlardan mi bahsediyoruz, yoksa sempatizanlardan mı, güvenlik ve adalet bürokrasisi içindeki mekanizmadan mı, yurt dışında bulunan okullardan mı? Cemaat kapalı bir network, transparant değil, kendisine ait bir istihbarat ve iletişim mekanizması olan bir yapılanması var.
Kendisine hizmet görevi atfeden bir sosyal hareketin hedefleri arasında neler olabilir?
Cemaatin amacı kesinlikle demokrasi veya yolsuzlukla mücadele değil. Bunu bir kere anlamamız gerekiyor, eğer cemaatin amacının demokrasi olduğunu iddia ediyorsak, zaten bir hayal dünyasında yasıyoruz demektir. Nasıl ki Amerika’nın amacı Irak’a demokrasi getirmek değilse, cemaatin amacı da demokrasi veya yolsuzluk ile mücadele değil. Sadece demokrasi ve yolsuzluğu araçsallaştırarak, karşı olarak gördükleri gurup veya kişilere karşı bir meta olarak kullanıyorlar yolsuzluk iddialarını.

DEVLETVARİ İŞLER YAPAN BİR SOSYAL HAREKET

ABD’de cemaat adına nasıl bir algı var?
ABD’de Cemaate bakış çeşitli siyasi guruplara göre değişiyor. Nasıl ki Türkiye’de yekpare bir siyasi yapı mevcut değilse ABD’de bir benzeri hakim. Batı ve batının güvenlik kurumları cemaat gibi yapılara her zaman şüpheyle bakarken, genelde onları Dalai Lama misali diğer ülkeler için kullanılacak bir malzeme olarak görürler. Bu bağlamda cemaatin ABD’deki imajının aslında tarafsız kitle nezdinde değişmediğini söyleyebiliriz. Değişen sadece AK partiye karsı günümüz şartlarında bir aktörün çıkması ve bunun belli bir dönem desteklenmesinden ibaret olabilir. Bunun ipuçlarını zaten James Jeffrey ve Francis J. Ricciardone’nin açıklamalarından, New York Times veya Wall Street Journal’daki yazılardan, başbakan Erdoğan’ı kontrol çılgını otoriteryen (controlfreak) olarak gösteren Amerikan Harp Akademileri öğretim üyesi Ömer Taşpınar, ABD Dışişleri bakanlığında çalışmış Henri Barkey, Morton Abromowitz gibi Washington merkezli kişilerin konuşmaları ve yazılarından da izleyebiliriz. 

ABD’DE SATIN ALINAN AKADEMİK İMAJ

ABD üniversitelerinde “cemaat” nasıl bilinir?
Cemaatin ABD’deki akademisyenler ile de arasının pek iç acıcı olduğu iddia edilemez. Hizmetin ABD’deki bazı akademisyenlere para ödeyerek kendileri hakkında kitap yazdırdıkları biliniyor. Buradan şunu anlayabiliriz; hizmet ABD’deki akademisyenleri amaç için kullanılacak bir araç olarak görüyor ve bu anlamda eleştiriye tamamen kapalı. Bu olayın üniversite camiasında duyulması ile ciddi akademisyenler cemaate karşı mesafeli durmaya başladılar. Bunun yanında cemaatin ABD’deki üniversite kampüslerinde bazı akademisyenler aleyhine lobi yapması birçok Amerikalı akademisyeni hayli rahatsız etti.

KAYIP İMAMLAR NEREDE?

Türkiye’de bu aralar ‘kayıp imamlar’ konuşuluyor. Nedir bu olayın aslı?
Cemaat 2013 yılının başında Türkiye’deki bazı “mensuplarını” yurtdışına çekme kararı aldı. Bu yüzden 17 Aralık olaylarından önce bir grup yurtdışına cıktı. Bu hicretin veya mücadelenin başka bir sekliydi.Yani aklımıza yine su soru geliyor; Niçin hizmet görevi kendisine atfeden bir sosyal hareket, böyle devletvâri isler yapar? 

CEMAATİN YOLDA DEĞİŞEN AMAÇLARI

Cemaat, camia ya da hizmet kurumları… Tüm kollarının ve katmanlarının varlık sebepleri zamanla değişti mi?
Cemaatin amaçlarında değişim olduğunu düşünüyorum. Çünkü her sosyal harekette olduğu gibi büyüyen her hareketin amaçları da değişir, hırs veya siyasete yönelme ile yozlaşmada baslar, hizmet için değil kar ve çıkar için felsefesi hakim olmaya baslar, çünkü hareketin sosyal, siyasi ve ekonomik yapısı değişmektedir, farklı kişilik yapısındaki insanlar hizmete katılmaktadır, hiç ummadığınız, İslam ve muhafazakarlıkla ilgisi olmayan kişi ve kurumlar cemaatin vitrin kadrosunda bulunmaya başlamışlardır.
Bir yanda bu temiz ve saf gönüllüler, diğer yanda boğazına kadar siyasete batmış, kirli komplolar yapan, kaset hazırlayan, insanları dinleyen, gizli bir yapı. Şimdi bunların hangisi cemaat diye düşünmemiz gerekiyor. Veya cemaatin nerede hata yaptık da bu noktaya geldik diye kendisini sorgulaması gerekiyor. Eğer bu iki yapı arasında koordineli bir ilişki var ise o zaman çok büyük bir tehlike ile karşı karşıyayız demektir ki buna hiç bir devlet müsaade etmez ve etmemelidir. Cemaatin kendisinin bir özeleştiri yaparak ne istiyoruz sorusuna yanıt araması gerekir, yani amaç nedir? Kısacası amacınız nedir ne istiyorsunuz?  

CEMAATİN FBI ZİYARETLERİ

Cemaatin yurt dışı bağlantıları sadece eğitim kurumları üzerinden mi yoksa bilinmeyen yönleri var mı?
Hayır, sadece eğitim kurumları üzerinden olduğunu düşünmek safdillik olur, eğitim kurumları sadece cemaatin görünen yüzleri ve bulundukları bölgelerde halka açılmalarının bir versiyonu. Esas iletişim noktaları ABD’de her eyalete atadıkları sorumluları üzerinden yürütülüyor. Yine bu kişilerin bağlı oldukları bölge sorumluları mevcut; herkes yaptığı buluşmayı ve görüşmeyi düzenli olarak rapor ediyor. Çok ilginçtir, her eyalette ilk ziyaret ettikleri yerler genelde FBI ofisleri. Zaten bunları kendi sayfalarından ilan ediyorlar, çünkü kendilerini Amerika’da kabul ettirmeye çalışıyorlar. Fakat bütün bunlara rağmen Fethullah Gülen’in oturma izni başvurusunda sorunlar yasadığını  biliyorum. 

PARALEL YAPININ ÇALIŞMA SİSTEMİ

Cemaatin kendi içinde iletişim ağını nasıl anlatırsınız?
Cemaatin iki iletişim sistemi mevcut, birincisi daha informal iletişim olan telefon, e-mail ve sohbetler gibi; diğeri ise paralel mekanizmanın esas sorgulanması gereken formal iletişim ağını oluşturuyor. Yüksek teknoloji iletişim programları vasıtası ile haberleşen bir istihbarat ağı. Burada biz hangi cemaat sorusuna yanıt bulmamız gerekirken, Cemaatinde hangisinin kendisine ait olduğunu acık demokratik toplumda belirtmesi gerekiyor.  

“BU TİP YAPILAR DEMOKRASİ İÇİN TEHLİKE”

Türkiye’de cevabı merak edilen soruların başında ‘cemaat’in nasıl bir örgütlenme içinde olduğu? Yapıyı katmanlarıyla daha spesifik olarak nasıl anlatırsınız?
Bir bilgi bankası oluşturmuşlar, bu bilgi deposu üzerinden iletişimi sağlıyorlar. İnsanlar hakkında bilgi toplayıp, bunu kendi üyelerinin bir kısmı ile paylaşıyorlar, yanaşılması veya kendilerine fayda getirebilecek kişi ve kurumlara bir veya iki kişiyi atıyorlar, bu kişiler o kişi ve kurumdan sorumlu oluyor ve düzenli olarak “merkeze” veya bağlı bulunduğu sisteme bilgi aktarıp analiz yapıyorlar. Tabi bu devlet tipi kurumların isleyiz mekanizmasını bize anımsatıyor. Bu tip yapıların şeffaf olması imkansız ve demokrasi acısından da bir tehlike. Bu tehlike sadece ülkemiz ve insanlarımız için değil, cemaatin kendisi içinde geçerli diye düşünüyorum. Bu yapının ne kadar olumlu olduğu tartışılmalı ki bu tartışmayı cemaatin kendisinin yapması lazım. Cemaatin yine ilginç bir özelliği ise bazı cemaat mensupları birbirlerini tanımıyor, fakat iletişim bölge veya kurum imamları, veya bölge kontrol sorumluları tarafından yapılıyor. Acık ve şeffaf olan bir yapı niçin böyle organizasyonel bir yapılanmaya gider, bunu sorgulamak lazım diye düşünüyorum.      
 
“ABD DEVLET SİSTEMİ PARALELE İZİN VERMEZ”

Cemaatin nüfuz alanları hakkında neler söylersiniz? Yurt içinde ve dışında hangi çevrelerde etkili?
Cemaatin Bati’da fazla etkili olduğunu düşünmüyorum, çünkü Amerika’da ki devlet sistemi gereği buna izin vermezler, cemaat ancak onların izin verdiği yasal sınırlar içinde hareket edebilir. Bunun yanında gelişmekte olan ülkelerde ise daha oluşmamış hukuksal yapı içinde daha aktif oldukları iddia edilebilir. Cemaatin her hareketinin çok yakından takip edildiğini düşünüyorum ki bunu Amerika uzun suredir yapıyor.  

Paralel yapıyı halkın iradesinin muktedir olması adına tehlike olarak görüyor musunuz?
Türkiye’deki iyi üniversitelerden dereceyle mezun olmuş, yoksul bir halk çocuğunun hiç bir maddi menfaat gözetmeksizin Peshawar, Pakistan’a giderek okul açan, var gücüyle hizmet için çalışan gönüllü insanları ile paralel mekanizmayı karıştırmamak lazım. Birisi biz Türklerin yüzyıllardır yaptığı akıncılık duygusunun bir ürünü, diğeri ise karanlık ilişkiler ağı içinde kirli siyasete bulaşmış, yurt dışı ilişkileri olan Amerikan elçiliğinde Türk askerleri aleyhinde brifing veren veya devletimizin bilgisi dışında Washington’a gelip hiç bir karşılıklı yetkisi ve muhatabı olmamasına rağmen Michael Hayden döneminde CIA ile görüşen bir örümcek ağı.

CEMAAT DİNLEME YAPMAYI NEREDEN ÖĞRENDİ?

Paralel yapı hangi dönemde gelişmeye ve ileri teknoloji dinlemeler yapmaya başladı?
Kullanılan tekniklerin büyük bir çoğunluğu ABD istihbarat birimlerinin kullandığı yöntemler ve metodlar. Bu çok önemli. ABD adalet bakanlığının MacCarthy döneminde savaş karşıtlarına, Amerikan Kızılderili Hareketine (AmericanIndianMovement) veya Kara Panterlere (Black Panthers) karşı uyguladığı yöntemlerin, benzerlerini bu mekanizma Ergenekon, Balyoz ve benzeri davalarda uyguladı. Bu yüzden kullanılan yöntemler büyük bir benzerlik gösteriyor. Bu da akla su soruyu getiriyor, Quantico benzeri bu yöntemleri uygulamayı ve teknolojisini kullanmayı nerede ve nasıl öğrendiler? Acaba 1998 yılından itibaren ABD’ye eğitim amaçlı gönderilen polisler ile bir alakası var mi? ABD’deki bazı kurumlar ile kurulan bu informal ilişkinin derecesi nedir? 

NAZİ ALMANYA’SINDA RAHİPLERİN SESSİZLİĞİ

Paralel yapı hakkında kişisel değerlendirmeniz nedir?
Şahsımca bu soruya verilecek en güzel yanıt, bu amacı bu yapıyı savunan insanlara sormak lazım. Adaletin ve polisin bağımsız olması gerekiyor ki halk veya kişi telefonda rahat konuşabilsin, muhalefetini özgür bir ortamda yapsın, eleştiri hakki olsun, oysa gelinen nokta da bir korku cumhuriyetine doğru gidiş var bu gidiş en fazla başbakanı etkiler. Ve bunun hesabini başbakana sorarlar, bu mekanizmanın Türkiye’yi daha otoriteryen olarak algılanmasında önemli rolü olduğunu düşünüyorum. Unutulmaması gereken en önemli nokta AK Parti secimle geldi secimle gider, fakat bu mekanizmanın bu şekilde devam etmesi herkes için tehlikelidir ki en önemlisi demokrasi ve özgürlüğümüz için büyük bir tehlikedir. Bu yüzden kimse bu isten kaçabileceğini zannetmesin. Aslında bu bana meşhur Nazi döneminde yasamış Katolik bir rahibin sözünü hatırlattı: “ilk önce komünistleri almaya geldiler ben sesimi çıkarmadım, daha sonra Yahudileri aldılar yine sesimi çıkarmadım, Çingeneler ve diğer karşıt gurupları aldıklarında bana ne dedim, beni almaya geldiklerinde sesimi duyuracağım kimse kalmamıştı.”  

‘DOĞRU’DAN YANA DEĞİL GÜÇLÜDEN YANA

Gülen’in 28 şubat sürecinde “başörtüsü fürüattır”, “mgk bir içtihat makamıdır. kararlarında isabet etmemişse bir, isabet buyurmuşsa iki sevap alır” sözleri ayrıca mavi Marmara olayında cemaatin tavrı nasıl değerlendirilebilir?
Aslında bu Çin’in Afrika’da izlediği politikanın bir benzeri, güçlü olan veya iktidarda olan ile çalışma biçimi. Yani cemaat mensubu bir lokantaya geldiğinde komi veya garson ile görüşmez, lokantanın sahibi ile konuşmak ister. Cemaatin uzun yıllardır izlediği strateji bu. Belki bu yüzden biraz başarılılar. Yani her zaman güçlüden yanalar, doğrudan değil. 

“EV SAHİBİ KURALLARI GÖSTERİYOR”

Said-i Nursi’nin yaşamında siyaset öncesi ve sonrası olmak üzere iki dönemden bahsedilir. gülen’in yaşam seyrine baktığınızda cemaatinin hizmet anlayışı adına bir kırılma noktası görüyor musunuz?
Cemaatin kırılma noktası bence Gülen’in Amerika’ya gelmesi ile başladı, çünkü eğer bir sosyal hareket olarak kendi evinizde değilseniz, ve başka birisinin evinde oturuyorsanız, ev sahibinin kurallarına göre hareket etmek zorunda kalırsınız. Ev sahibinin kuralları da her zaman olumlu olmayabilir ve hareketleri bazen kendi amaçlarından saptırabilir. Çünkü ev sahibinin kurallarını kabul etmezseniz, kapıyı gösterirler.  

LİBERAL MUSEVİ ÇEVRELERLE CEMAATİN BALAYI DÖNEMİ

Gazze ambargosunu delme amacı taşıyan Mavi Marmara gemisine yapılan illegal İsrail saldırısı üzerine Gülen’in yorumu çok tartışılıyor. Bu yoruma şaşırdınız mı? Neden?
Aslında şaşırmadım, çünkü bu çıkışı cemaatin ABD’de kendisini bir siyasi ve sosyal aktör olarak kabul ettirme girişimi olarak görüyorum. Cemaat veya benzeri networkler ABD’de Musevi ve İsrail lobisi ile çatışmayı veya İsrail’i eleştirmeyi pek göze alamazlar veya almak istemezler. Oysa, bu lobinin zaten cemaate pek olumlu baktığı da söylenemez. Onlara göre Cemaat, Ak partiye nazaran ehven’i ser. Zaten bu yüzden son dönemde, bilhassa Gezi ve sonrası bazı liberal Musevi çevreler cemaat ile balayına girdiler.Unutmayın liberal veya muhafazakar Musevi gurupları için İsrail kutsaldır, bunlar Türkiye’yi eleştirdikleri kadar hiç bir zaman İsrail’in Filistin’de uyguladigi insan haklarını açık eleştirmezler. Bunun en güzel örneği Human RightsWatch’a danışmanlık yapan Musevi kökenli danışmanlardır. Gezi ve sonrasında Türkiye’ye en fazla eleştiri getiren yine bu kadrodur.

CEMAAT HİÇBİR ZAMAN AK PARTİ’NİN YANINDA OLMADI

Cemaat Ak Parti’nin safında dururken partiye karşı nasıl bir “siyaset” izledi?
Cemaat hiç bir zaman AK Parti’nin yanında değildi, sadece AK Parti’yi bir araç olarak görüyordu. Ak Parti bir siyasi hareket, seçimin bize hediye ettiği beğensekte beğenmesekte devleti belli bir dönem yöneten bir kadro. Hataları yok mu elbette var benimde eleştirdiğim bir çok yönü var. Fakat cemaat öyle değil, seçim ile gelmediler. Seçim ile gelerek iktidar olanları kullanarak bürokrasiye yerleştiler. Kurumları Weber’in bürokratik pragmatizmine göre değil, belli bir gurubun opurtunizmine göre şekillendirmeye çalısıyorlar. Bu da cemaati otoriterleştiriyor, geldikleri nokta itibari ile bir özeleştiri ihtiyacı var. 
Gülen’in yurt dışı basına verdiği demeçleri nasıl değerlendiriyorsunuz?
Tamamen stratejik demeçler bunlar, başbakana ve O’nun çevresine yönelik calışmalar. Çünkü cemaatin önündeki tek engel başbakan. O yüzden her ne kadar yolsuzluk ile ilgili eleştirilerimi saklı tutsam da başbakanın desteklenmesi gerektiğini düşünüyorum.

GÜLEN’İN STRATEJİK HATASI

Paralel yapı küresel güçler tarafından destekleniyor mu?
Cemaat yabancıların veya CIA’in yönettiği bir yapı değil, fakat etkilediği bir yapı. Bu etki gönüllü etki, yani cemaat Amerika ile kavga etmemek uğruna, kendi ülkesindeki iktidar ve kurumlar ile kavga ediyor. Bence yanlış, çünkü ülke hepimizin.
Gülen’in ses kaydı ve bedduası on yıllardır yatırım yaptığı imajını nasıl etkiledi?
Fethullah Gülen’in bu konuda stratejik bir hata yaptığını düşünüyorum. Kendisinin bu sözlerini geçen haftalarda insansız hava araçları sonucu Pakistan’da öldürülen 7 çocuk ve kadın için söylemesini beklerdim.

Başbakan Erdoğan yurtdışı ziyaretlerinde dünya liderlerine paralel yapıyı anlatıyor. Yapı batıda nasıl algılanıyor?
Batı’da Amerika’daki güvenlik bürokrasisi hariç bu mekanizmayı iyi bilen birilerinin olduğunu düşünmüyorum. Herhalde bu mekanizmaya en yakin örnek Opus Deiveya Mormon hareketleri, fakat onlar bile bu kadar etkili değil, zaten etkili olmalarına batıda devlet müsaade etmez. Çünkü  adalet ve güvenlik kavramları için tehlikeli görür. Bu sebeple Riccardioni acaba Mormon’ların ABD adalet bakanlığında örgütlenip güçlenerek Amerikan halkını dinlemesine, kaset ile şantaj yapmasına, Cumhuriyetci veya Demokrat milletvekillerine veya pentagondaki generallere kumpas kurmasına ne der merak ediyorum? Kendisine sormak lazım....  

Başbakan Erdoğan devletin içindeki bu yapıyı etkisiz hale getirmek istiyor. Bunun için nasıl bir strateji gerekir? Başarı şansı adına ne söylersiniz? Ne kadar zaman verirsiniz?

Uzun ve meşakkatli bir yol. Fakat bu mekanizmanın ülkemizin ve insanlarımızın özgürlüğü ve geleceği için temizlenmesi gerekiyor, çünkü kararlar adalete göre bağımsız değil, belli bir gurubun siyasi ve ekonomik çıkarlarına ve stratejisine göre alınıyor izlenimi oluştu. Bu da halkın adalete ve polise olan, dolayısı ile devlete olan güvenini zedeledi. Düşünün ülkenin içinde bir gurup bir devletten bağımsız, devletin imkanlarını kullanarak bir istihbarat ağı oluşturmuş, bir çok kişi kurum ve partiyi dinliyor izliyor, zamanı gelince başına servis yapıyor, halkın ve ülkenin çıkarı için değil, savundukları çıkarları için hareket ediyor, buna hiç bir ülke müsaade edemez, etmemesi gerekir, vatandaşın güvenliğini sağlaması gereken devlet bu yapıyı çözmesi lazım. Eğer çözemezse Türkiye’de hiç bir siyasi, sosyal veya ekonomik yapı güvende değildir, çünkü devlet tarafsız ve güvenilir halka hizmet eden bir aygıt olmaktan çıkmış demektir. 

“ERBAKAN HOCA YERLİ BİR LİDERDİ…”

Cemaat farklı zamanlarda farklı partilere oy verdi. Ancak milli görüş çizgisine mesafesini her zaman korudu. Bunu neye bağlıyorsunuz?
Kim ne derse desin, Erbakan Hoca yerliydi, hiç bir dönemde yurt dışına çıkmayı tercih etmedi, hapis yattı, ayni Said’i Nursi gibi. Biliyorlardı ki bir siyasi hareketin lideri olarak yabancı devletler de misafir olmak demek, onların kurallarını da kabul etmek demektir. Milli Görüş ve Erbakan daha çok Türkiye eksenli hareketler, cemaat ise daha küresel hareket eden, stratejilerini Türkiye merkezli değil, global bağlamda çizen bir hareket olduğu için Milli Görüş ile ayrılıyorlar diye düşünüyorum.

İKİ KEÇİNİN KÖPRÜ KAVGASI

Cemaat  ve CHP yakınlaşması cemaatin sohbet camiasında chp’nin ise tabanında tepkiye yol açar mı?
Cemaat ile CHP’nin yakınlaşması bana köprüyü geçmeye çalışan iki keçiyi hatırlatıyor. Köprüden ancak birisi geçer çünkü köprü çok dar. Bunun yanında hem Cemaat’te hem de CHP’de bu birlikteliğe karşı gelecek çok insan var. Ortaklık olsa bile ortak düşmana karşı geçici bir birliktelik olur diye düşünüyorum. 
Grup içerisinde Gülen’in söylemleri sorgulanabilir mi? Biat kültürünün sınırları var mı?
Elbette sorgulanamaz, fakat hangi harekette sorgulanır ki? Hele bizim gibi ülkelerde, daha geleneksel, kalkınmakta olan, modernleşme Sürecini yaşayan her ülkedeki siyasi veya sosyal yapılarda lideri sorgulamak diye bir retorik yoktur, biat kültürü hakimdir. Çünkü hiyerarşi gereği lidere itaat vardır, uymayan cezalandırılır. Bu cezalandırma aile içi şiddete benzetilebilir.
 
Cemaat kendi gelişim sürecinde nasıl bir dönemi yaşıyor?
Cemaat yıprandı ve yıpranıyor. Bu dönemden sonra birçok kimse kendi çocuğunu cemaate teslim etmez, işte bu cemaat için en büyük tehlike. Bundan sonra bence kendi özlerine dönme sürecini yaşayacaklar ve Erdoğan ve Ak Parti’nin gitmesini bekleyecekler diye düşünüyorum. Çünkü cemaat kavgacı bir yapı değil, fakat paralel yapı mekanizmasının cemaatte hakim olmaya başlaması ile bir mücadeleye sürüklendiler. Bu cemaatin samimi insanlarının yapısına uygun değil. 

ELLİ SENE SONRA TÜRKİYE

Elli sene sonra türkiye bugünü nasıl hatırlar?
Hizmetin dini bir yapılanma olduğu iddiası tartışmalı, bence o özelliklerini pazara ve siyasete indikçe kaybediyorlar. Verimlilikleri düşüyor, kısacası hizmet kavramının yerini pragmatist bireyci karlılık kavramı alıyor. Cemaatin geleceğini iç şartlardan ziyade dış şartlar belirleyecek. Bence cemaat destekli 17 Aralık operasyonunun en büyük etkisi Türkiye’de değil, cemaat açısından yurt dışında olacak. Çünkü bir çok ülkede bu konuda cemaatin izlediği yöntem konusunda soru işaretleri oluşmaya başladı. Yani bunlar ne yapıyor, amaçları ne sorusu sadece Türkiye’de değil, bir çok coğrafyada sorulmaya başlandı. Küresel bir aktör olduklarından bundan etkilenecekler. Son söz olarak şunu belirtmek isterim, hizmetin içinde çok değerli insanlar var, sıcak samimi, ülkemizin insanı, bu insanların kendilerine sorması gerekiyor biz nasıl bu noktaya geldik? Bu onların elli sene sonra haklarında insanların ne düşüneceğini belirleyecek. 

Friday, May 01, 2015

Ruzi Nazar Vefat Etti

1954 yilbasi aksami, Washington DC'de uc Turk bir araya gelirler, Ruzi Nazar, CIA Orta Asya masasina yeni girmis bir memur; Altemur Kilic, Turk elciliginde basin atesesi; ve Alparslan Turkes, Turk Askeri ateseliginde subay. Ne kadar ilginctir ki ucude Turkistan'in bagimsizligi icin mucadele etmek istemektedirler, fakat hayat onlari farkli mecralara surukler. Ruzi Nazar'in kizi Sylvia Nazar Columbia Universitesinde edebiyat profesoru, Russel Crow'un basrolunu oynadigi Akil Oyunlari (Beautiful Mind) filminin yazari. Ruzi Nazar yaklasik 40 sene CIA'de calismis, bunun 10 senesi Ankara'da gecer (1959-69). Bugun Ruzi Nazar'in vefatini ogrendigimde kendisi ile Falls Church'de ki evinde yaptigim su roportaj geldi aklima, Allah gunahlarini affetsin.

http://tugrulkeskin.blogspot.com/2005/03/interview-with-ruzi-nazar-turkish.html

Monday, December 01, 2014

A New Issue: Sociology of Islam Journal - Volume 2, Issue 1-2, 2014

Sociology of Islam
Volume 2, Issue 1-2, 2014    
ISSN: 2213-140X    
E-ISSN: 2213-1418
http://booksandjournals.brillonline.com/content/journals/22131418/2/1-2/
A Genealogy of Muslims Dying in France

Author: Nur Yasemin Ural
pp.:1–20 (20)
Toward a Theory of “Islamist Movements”

Author: Mark Gould
pp.:21–59 (39)
G. Banna’s and A. Fadlallah’s Views on Dancing

Author: Joseph Alagha
pp.:60–86 (27)
Book Review: Black Star, Crescent Moon: The Muslim International and Black Freedom Beyond America, written by Sohail Daulatzai

Author: Thomas Maguire
pp.:87–90 (4)
Book Review: Islamic Civilization in South Asia: A History of Muslim Power and Presence in the Indian Subcontinent, written by Burjor Avari

Author: Ali Altaf Mian
pp.:91–93 (3)
Book Review: Living Out Islam: Voices of Gay, Lesbian, and Transgender Muslims, written by Scott Siraj al-Haqq Kugle

Author: Gary Wood
pp.:94–98 (5)
Book Review: Why the West Fears Islam: An Exploration of Muslims in Liberal Democracies, written by Jocelyne Cesari

Author: Najm al-Din Yousefi
pp.:99–101 (3)

Tuesday, October 14, 2014

An Interview with Prof. Donald Quataert on Academic Freedom, the Armenian Issue and Turkish Studies


By Tugrul Keskin

Assistant Professor of International and Middle Eastern Studies
Portland State University
I interviewed Dr. Donald Quataert, a historian at Binghamton University – State University of New York, on academic freedom, the Armenian Issue and Turkish Studies. Dr. Quataert was a chairperson of the Board of Governors at the Institute of Turkish Studies and he resigned from this position in 2006 as a result of controversial book review, ‘the Massacres of Ottoman Armenians and the Writing of Ottoman History,’ published in the Journal of Interdisciplinary History in 2006. According to some sources, such as the articles published in the Inside Higher Education by Scott Jaschik on July 1 2008[1], and Huffington Post by Harut Sassounian on June 3, 2008[2], Nabi Sensoy, Turkish ambassador in Washington DC implied that Dr. Donald Quataert should consider resigning from his position. This incident should deeply concern us as academicians who value free speech; therefore, my interview aims to explore the controversy that fueled his resignation. At the center of this debate over free speech is whether political actors should be allowed to interfere with academic research in the name of national interests. I have received similar types of threats and I was warned not to write critically of the Turkish government’s policies by two Turkish government officials in Washington DC; therefore, I am inclined to pay more attention to this subject. Even tough, I strongly disagree with using the term ‘Armenian Genocide;’ however, we must ensure that political actors are not manipulating academic discussions. Free speech should be protected whether we agree or not.  In short, as commonly attributed to Voltaire, I strongly agree with following quotation: “I disapprove of what you say, but I will defend to the death your right to say it” (originated in “Friends of Voltaire”, 1906, by S.G. Tallentyre).
Donald Quataert is an Ottoman and Turkish Historian at Binghamton University - State University of New York. He received his Ph.D. degree in History from UCLA. He has published numerous books and articles on Ottoman History, such as The Ottoman Empire: 1700-1922 by Cambridge University Press. He speaks Ottoman Turkish, modern Turkish, German, French and Spanish. Professor Donald Quataert was a chairperson of the Board of Governors at the Institute of Turkish Studies and he resigned from this position in 2006.
Professor, History, Binghamton University State University of New York Binghamton, New York 13902-6000

Tugrul Keskin: Why did you resign from the Institute of Turkish Studies (ITS) at Georgetown University? I have read that you were told to resign by a high Turkish official in the US. Is that correct? Would you please explain the entire situation regarding what happened and why it happened?
Donald Quataert: The Institute is not part of Georgetown, it is only located there. I have attached the letter of resignation which I sent to the Ambassador and to all members and associate members of the ITS. The issue revolved around the book review. The Director of the Institute urged me to talk to the Ambassador because he, the Director David Cuthell, had heard rumors that the embassy was upset because Ankara had learned of the review and was very upset.  So, I called the Ambassador and we had a cordial conversation.  I was never told to resign; rather, the Ambassador made it clear that persons in Ankara had threatened to withdraw the funding of ITS, should I remain as ITS chairman.  He never asked me to resign, but simply told me what some people in Ankara were thinking.  The Ambassador encouraged me to remain as a member should I decide to resign as chair.

Tugrul Keskin: Do you think this was a suggestion or was it a direct instruction to resign? 

Donald Quataert It was neither—rather it was the ambassador informing me of sentiments in Ankara.  When I asked if there was a real chance that the funds would be withdrawn should I not resign as chair, the Ambassador said there was such a real possibility.

Tugrul Keskin: What I have heard is that someone in the US sent your article, "The Massacres of Ottoman Armenians," to a former Turkish ambassador, Sukru Elekdag. From what I understand, your resignation process began at this point. Can you please clarify?

Donald Quataert: I heard the same report from a colleague.  I do not choose to name the scholar in the US, who is of Turkish origins, who informed the officials in Ankara.  Ambassador Elekdag’s name was given to me as one of the officials who was deeply upset at my review.

Tugrul Keskin: Do you think the way that this took place conflicts with academic freedom? 

Donald Quataert: Of course it conflicts with academic freedom.  I do not expect agreement with my views, but I do expect to have the right to express those views.  I believe that academic freedom demands that I have the right to express my views and at the same time to be the officer, even the chair, of an organization.  When expressing my views, as long I as do not identify myself as the chair or officer; I have the right to my views.  When I wrote the review, I signed my name as Professor of History, Binghamton University.   According to the dictates of academic freedom, the Institute was not involved.

Tugrul Keskin: Some people claim that in your short article, "The Massacres of Ottoman Armenians" published in the Journal of Interdisciplinary History in 2006, you claim that the Armenians were massacred in Ottoman Turkey. Is this true?

Donald Quataert: I suggest that people read the review—and yes, I do write that Armenians were massacred during the late Ottoman Empire.

Tugrul Keskin: On the one side, in the US, the Armenian lobby has been using so-called 'genocide politics' in order to maintain power and ethnic solidarity for Armenians; on the other side, some Turkish scholars and organizations in the US are using the Armenian issue to receive more financial support from Turkey, and this issue becomes their occupation. I believe this is ethically wrong. What is your perspective? 

Donald Quataert: If what you say is true, then I would agree that it is ethically wrong.  I do not pretend to be a specialist on émigré politics in the US.  My task is to study Ottoman history.  For my views on Ottoman history, see the seven books I have authored or the fourteen books I have edited or co-edited.

Tugrul Keskin: What are the mistakes of both sides: Turks and Armenians in the US? 

Donald Quataert: No comment.

Tugrul Keskin: How can the conflict between Armenians and Turks be solved peacefully? Can Turks and Armenians become two friendly nations again? 

Donald Quataert: Yes. The question is—is the fate of the Ottoman Armenians an issue blocking peaceful relations? If so, why is this so? If so, how can these issues be addressed? A beginning step, but not an easy one, to allow free and open discourse within each community. 

Tugrul Keskin: I am not a historian on Armenian and Turkish relations; I am a sociologist, however, as far as I know there was no real conflict between Armenians and Turks until the late 19th century, actually, until arrival of British or European imperialism into the region. Imperialism, in the sense that it makes ethnic groups enemies to each other in the region for purposes of exploitation Do you think the conflict between Armenians and Turks is a product of imperialism?

Donald Quataert: Muslims and Christians during the Ottoman era were aware of differences between them and there was occasional violence before the 19th century.  But when the twin forces of imperialism and nationalism entered the Ottoman world, Muslim-Christian relations deteriorated badly, giving rise to ever-higher levels of violence.  And yet, the massive violence of 1915 against the Ottoman Armenians was not inevitable but rather the product of very specific historical conditions, including the fact that World War I was raging at the time.  Historians need to examine these specific conditions and not allow themselves to see the violence as inevitable or a necessary outcome of the relations between Muslims and Christians, or “Turks” and “Armenians” in the late Ottoman era.

Tugrul Keskin: How do we develop Turkish Studies in the United State? What is your view on this subject? 

Donald Quataert: For more than twenty years I have worked hard to promote an accurate view of Turkey, the Ottoman Empire and its peoples in the United States and among Americans.  Turkey is well served if the truth and nothing but the truth is told.  We should demand that of ourselves.  Turkey is a wonderful country and is not served by those who want to present just one side of a story.

Tugrul Keskin: Dr. Quataert, thank you for the interview.

Donald Quataert: Thank you.

Dr. Donald Quataert’s book review can be found in the following source:
The Massacres of Ottoman Armenians and the Writing of Ottoman History Journal of Interdisciplinary History, xxxvii:2(Autumn, 2006), 249–259.


[1] Is Turkey Muzzling U.S. Scholars? http://www.insidehighered.com/news/2008/07/01/turkey
[2] Turkish Ambassador Dismisses U.S. Scholar For Telling the Truth on Armenian Genocide http://www.huffingtonpost.com/harut-sassounian/turkish-ambassador-dismis_b_104996.html

Tuesday, October 07, 2014

Sociology of Islam and Muslim Societies Academic Mailing List Virginia Tech University

OUR OBJECTIVES:

We have created a mailing list for scholars who may be interested in exchanging academic information related with Islam and Muslim Societies. You will find the information necessary to be a subscriber to this list. This is a scholarly network on Islam and Muslim Societies, which facilitates the academic exchange of information on conferences, panels, articles, books, and events. This network does not promote the orientalist approach toward Islam and Muslim Societies. We believe that Islam is a part and parcel of World civilization and has contributed toward the humanistic value of mankind. However, the last two hundreds years of human history shows us that Muslim Societies have been subject to a colonialist process. This process has transformed Islam from its original meaning and message to that of a reactionary identity. Therefore, today in Muslim Societies we witness poverty, economic inequality, chaotic urbanization, corruption, anti-democratic regimes, gender inequality, and occupations.

The Worldwide Islam Scholars Network promotes C. Wright Mills’ Sociological Imagination perspectives in relation to Islam and Muslim Societies. Within this network of Sociologists, Political Scientists, Religious Studies Scholars, Historians, we will exchange scholarly information on Islam and Muslim societies.  

The Sociology of Islam Academic Mailing list at Portland State University is a free professional and academic networking tool to encourage interaction between individuals & organizations involved in Islam/Sociology of Islam/Islamist Movements and related fields worldwide. Members and subscribers are encouraged to dialogue and share resources on books, articles, conferences, teaching, and other related purposes.

The Archive at Virginia Tech
April 2007 – October 2009
April 2014 - Present
http://listserv.vt.edu/archives/sociology_of_islam.html

The Archive at Portland State University
November 2009 – April 2014
https://www.lists.pdx.edu/lists/admin/sociology_of_islam/archive

If you want to subscribe to the list, please send me an email.

tugrulk (at) vt.edu

DEMOGRAPHIC INFORMATION OF THE SOCIOLOGY OF ISLAM MAILING LIST:

*  Country                  Subscribers
*  -------                       -----------
*  (AC)                                    1
*  Armenia                              2
*  Australia                             29
*  Austria                                2
*  Bangladesh                          1
*  Belgium                               10
*  Bosnia and Herzegovina     1
*  Botswana                            1
*  Brazil                                  2
*  Bulgaria                               1
*  Canada                                56
*  Chile                                    2
*  Czech Republic                   1
*  Denmark                             14
*  (ED)                                     1
*  (EU)                                     4
*  Egypt                                  1
*  Finland                                6
*  Former                                1
*  France                                 27
*  Germany                             91
*  Hungary                              3
*  India                                    2
*  Ireland                                 3
*  Islamic Republic of Iran      13
*  Israel                                   15
*  Italy                                      20
*  Japan                                   10
*  Kenya                                 1
*  Kuwait                                1
*  Kyrgyzstan                         1
*  Lebanon                              5
*  Luxembourg                        1
*  Malaysia                             4
*  Mexico                                2
*  Morocco                             3
*  Netherlands                         33
*  New Zealand                       2
*  Nigeria                                 3
*  Norway                               8
*  Pakistan                              10
*  Poland                                 3
*  Qatar                                   18
*  Republic of Korea               2
*  Russian Federation             5
*  Saudi Arabia                       3
*  Singapore                            3
*  South Africa                        6
*  Spain                                   32
*  Sweden                                22
*  Switzerland                         6
*  Turkey                                92
*  Tanzania                             1
*  United Arab Emirates         8
*  United kingdom                  122
*  United states                       1,558

* Total number of academicians subscribed to the list:          2275
* Total number of countries represented:                               56
* Total number of universities represented:                           413

*****************

MESSAGE APPROVAL RULES

COPYRIGHT

CODE OF ETHICS

SUBSCRIPTION

MESSAGE APPROVAL RULES:
1. Please send us informational messages, such as job ads, syllabi, research requests, new books or articles, conference and panel announcements, news and articles related to Sociology of Islam and Muslim Societies.
2. Discussion messages will be approved; however, we will not approve more than one discussion message a day from the same scholar.
3. Total discussion messages will not exceed more than 2 messages a day. We remain mindful of not flooding our members’ email inboxes with ongoing exchanges that are oftentimes limited to a few individuals. We encourage you to continue those discussions; however, please be mindful.
4. One-line or one-sentence messages will not be approved.
5. Please send your congratulations emails directly to intended members.
6. Marketing messages by publishers will be deleted.
7. Messages that contain personal or ad-hominem attacks will not be approved. Such messages constitute a violation of the list serve’s code of ethics.
8. Please remember Sociology of Islam has a right to approve or reject your messages. When you sign up for the list, you accept this rule. This is what distinguishes the list from personal discussion chains.

COPYRIGHT: © 2008 ISSN 1942-7956
1. If you are a subscriber to the Sociology of Islam and Muslim Societies mailing list, you automatically accept the conditions and rules of the mailing list.
2. When you submit an email to the list, you accept the conditions and rules of the mailing list.
3. Please do not forward our list serve messages to third parties. If you do forward our messages to non-member third parties (non-academic community), you will be removed from the list. Our list serve is copyright protected.
4. If you use any information from our mailing list, for your book, article or website, you must cite the Sociology of Islam and Muslim Societies mailing list or you must get permission from the moderators, owner or original author (subscriber).

CODE OF ETHICS:
1. The Sociology of Islam and Muslim Societies Mailing List follows the ASA code of Ethics: http://www.asanet.org/about/ethics.cfm 
2.  Members who violate this code of ethics will be removed from the list.

SUBSCRIPTION:
The Sociology of Islam subscription is open to anyone who is either a scholar or a student of Sociology of Islam and Muslim Societies. The Sociology of Islam and Muslim Societies Scholarly Network reserves the right not to include and to remove those who appear not to meet this criterion. However, we do not accept subscription request from anonymous email accounts, such as Gmail, Hotmail, Yahoo or Gmx (or other); therefore, you should email your subscription request from your university email address with your full name.

Subscribers: The following people can be subscribers to the mailing list:

·      Emeritus/ Emeriti faculty with university email addresses
·      Full, Associate and Assistant Professors with university email addresses;
·      Visiting Assistant Professors with university email addresses;
·      Adjunct and Fixed Term Instructors with university email addresses;
·      PhD, MA and Undergraduate students with university email addresses;
·      Think-Tank scholars with email addresses from their organizations;
·      Staff who work at Middle East or Islamic Studies Centers with university email addresses;
·      Independent Scholars with university email addresses


Tugrul Keskin
Founder and Moderator of the Sociology of Islam Mailing List

Assistant Professor of International and Middle Eastern Studies
Portland State University
International Studies
East Hall 333
632 SW Hall Street
Portland, OR 97201 - USA